0-6 YAŞ ÇOCUĞUNDA SOSYAL GELİŞİM
Sosyalleşme kavramı, toplumsal kural ve görevlerin nesilden nesile aktarılmasını ve bireyler tarafından bu özelliklerin kazanılmasını ifade eder.
Okul öncesi dönemde çocukar ne kadar çok ilişki içinde olurlarsa, o oranda öğrendiklerini pekiştirebilirler ve sosyalleşme süreçleri hızlanır. Bu nedenle okul öncesi kurumların varlığı çocuklar için zengin bir sosyal çevre oluşturur. Okul öncesi kurumlar çocukların ilgi ve yeteneklerinin keşfini ve gelişimini hızlandırırken, onların yaşıtlarıyla daha fazla birlikte olmalarına, dolayısıyla toplumsal kuralları daha hızlı öğrenme ve içselleştirmelerine olanak sağlar.
Sosyal Gelişim Süreci
0-2 yaşında sosyal gelişim
Bebek, dünyaya geldikten sonraki ilk 6 ay içinde annesiyle iletişim kurmayı ve onu oyuna teşvik etmeyi öğrenir. Çocuğun temel ihtiyaçlarından biri de, kucağa alınmak, sarılınıp okşanmaktır. Eğer bebek gülümsediğinde anne de ona gülümser, bebeğin seslerini taklit ederek onunla konuşur ve oynarsa, bebek de ona cevap verme isteği duyar. Böylece bebeğin ilk sosyal ilişki kurma becerisi gelişmeye başlar. Zamanla anneye bağlanır ve güven duyar. Güven duygusu, 1.5-2 yaşına kadar gelişimi destekleyen en temel ihtiyaçtır. Bağlandığı kişiyi güvenli bir zemin olarak gören 1 yaş üstü çocuğu, dış dünyayı tanımak için anneden bağımsız hareket etme cesaretini ancak kendinde bulabilir.
İki yaşında sosyal gelişim
Oldukça gerçekçi taklitler yapar
Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir
Cinsiyetini bilir
Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz
Paylaşmayı sevmez
Her şeyi “benim” diye sahiplenir
Herşeyi “ben yapacağım” diyerek yardı tekliflerini geri çevirebilir.
Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir
Üç yaşında sosyal gelişim
Anne –babasını idolleştirir
Telefona cevap verir
Büyüklerden onay almak, beğenilmek ister
Sınırlamaları sürekli test eder
Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder
Hayali bir oyun arkadaşı olabilir
Diğer çocuklarla oyunlar kurar
Oyunda sırasını bilir
İsteklerini ve duygularını ifade etmeye başlar
Dört yaşında sosyal gelişim
20 dakika süreyle televizyon seyreder
Yabancılara karşı çekingen davranır
Son karar için ailesine danışır
Sınırlamaları test eder
Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır
Grup aktivitelerine hazırdır
Farklı cinsiyet rollerini bilir
Hayal oyunları oynar, rol yapar
Yalan söyleyebilir
Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder
Beş yaşında sosyal gelişim
Kurallara daha fazla uyumludur
Bazen ispiyon, kötü söz, vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir
Farklı cinsiyet rollerini bilir
Eşyaları izinsiz alabilir
Basit grup ödevlerine uyum gösterir
Büyükleri sevindirmekten hoşlanır
Diğer çocuklarla daha rahattır
Aile aktivitelerine çok ilgilidir
Altı yaşında sosyal gelişim
Oyun oynarken kurallar koyar
Arkadaşlarını değerlendirebilir
Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar
Özgürlüğüne düşkündür
Sosyal Gelişimi Desteklerken Neler Yapılmalı?
Örnek olun
Sosya problemleri çözmesi için ona fırsat verin
Beklentilerinizi yaşına ve ortama uygun olarak belirleyin
Sosyal oyunlar oynayın: doktorculuk, manavcılık, öğretmencilik, evcilik vb. Bu durum çocuğa kendini ötekinin yerine koyma ötekinin konumunu deneyimleme fırsatı verir.
İhtiyaç ve duygularını ifa etme şansı verin ve onu dinleyin
Spor ve sanat eğitimini hayatına katın.
Dili kullanım becerilerini geliştirmesini destekleyin ve örnek olun: kibarlık, dinleme-sıra alma becerisi, göz kontağı kurma vb iletişim becerilerine dikkat edin.
Ulaşım araçlarını kullanma deneyimi yaşatın
Çeşitli sosyal ortamlarda (aile ziyaretleri, kültür gezileri, restoran, arkadaş ziyaretleri vb..)deneyim edinmesini sağlayın
Ayrıca müze, sergi, tiyatro vb gezilerle hayatını renklendirin.
SOSYAL İLETİŞİM ve TELEVİZYON
0-3 yaş dönemindeki çocuklar için televizyon, dil gelişimini olumlu yönde etkileyerek sosyal iletişimlerinin artmasını sağlar.
Televizyon önemli bir bilgi kaynağıdır. Saygı, sevgi, paylaşım gibi sosyal değerlerin çocuğa iletiminde önemli rol oynar.
Aile içi ve dışı toplumsal etkileşimi, paylaşımı azalttığından çocuğun sosyalizasyon sürecini olumsuz yönde etkileyebilir.
Herbirimiz için “saldırganlık” bir dürtüdür ve varlığı doğamızdan gelir. Ancak bu dürtümüzü ehlileştirmek gerekir.
Televizyondaki şiddet sahneleri bir süre sonra çocuklar tarafından normal bir davranış olarak görülür. Bu noktada model alma süreci hız kazanır.
Televizyondaki şiddet sahneleri çocukların acıtma, incitme, zarar verme hakkındaki bilgilenmelerini yanlış yönde etkilemektedir.
Hazırlayan
Uzm. Klinik Psikolog Funda Akkapulu
